Değerler...

  • Dolar 6.2001
  • Euro 7.3197
  • GR ALTIN 240.73
  • ÇEYREK 398.00

'Üç Niyetle İbadet Edilir’

Yazarlarımızdan Eyüphan Kaya alim, amil tasavvuf şeyhi, Hatip Yüksel hocayı “Cuma sohbetine “ konuk yaptı.

'Üç Niyetle İbadet Edilir’
  • 27 Ocak 2018, Cumartesi 20:48

Röportaj: Eyüphan KAYA

Kaya: Muhterem hocam kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Yüksel: Ben Şeyh Fahrettin’in oğluyum. Babam Şeyh Seyda’nın yanında icazet almıştı. Ben Çınar’ın Sergeliya köyünde dünyaya gelmişim. Bir kısım ilmimi babamın yanında tahsil ettim. Sarf ve nahv ilmini Şemami köyünde Seyda’yı Mele Abdullatif’in yanında tahsil ettim. Bölgenin bir çok köyünde bazı alimlerin yanında toplamda on yıl kadar tahsil gördüm. En son Şeyh Ömer-i Faruk’un yanında ilim icazetimi aldım. Halifelik icazetimi de Şeyh Muhammed Nurullah’ın yanında aldım.

Kaya: Muhabbet konusunda okuyucularımızla neler paylaşırsınız?

Yüksel: Peygamberimiz buyuruyor ki: üç niyetle ibadet edilir; cehennem korkusundan, cennete girme arzusuyla, Allah’a olan muhabbetten; Allah sevgisi için yapılan ibadet en bereketli, en kıymetli ibadettir.

Yunus Emre diyor ki; cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri, İsteyene ver onları, bana seni gerek seni.

Hazreti Musa aleyhisselam vaaz ederken cemaatin duygulandığını görüyor. O esnada bir gencin de güldüğünü fark ediyor. Kendisine soruyor; niye gülüyorsun? Demiş ki; bunların bir kısmı cehennem korkusundan ağlıyor, bir kısmı da cennete girecekler diye sevinç gözyaşları döküyor. Ben ise Rabbimin cemaline aşığım.

Allah sevgisi çok önemli bir değerdir. Allah’ı sevmek lazım. O’nun hatırı için yarattıklarını da sevmek lazım.

Kaya: Malum, İslam’da yalan hiç hoş görülmemiş. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?

Yüksel: Bu söyleyeceğim hadistir. Sabahleyin vücudumuzun diğer azaları dile yalvarıyor. Ne olur dikkatli ol, gıybet etme, dedi kodu yapma, fitne fesat çıkarma biz senin yüzünden cehennemde yanmayalım. Yine peygamberimiz buyuruyor ki: Kıyamet gününde bir insanın yalancılar arasında yer alması için dünyada iken duyduğu her şeyi başkasına iletmesi yeterlidir. Yani bir insan öyle diyorlar deyip sabahtan akşama mesnetsiz, delilsiz konuşuyorsa o yalancılar arasında haşr olunacak. Malumunuz Paygamberimiz ahret günü müflis olan kişiyi anlatırken. Gıybet, dedikodu yapan insanların günahları karşılığında sevapları paymal ediliyor, sevapları bitse başkasının hakkı üzerinde varsa günahlarından alınıp ona yükleniyor müflis bu tür kimselerdir. Herhalde bundan daha büyük bir azap yoktur,  onun için konuşurken dikkatli olmak lazım.

Sahabenin birisi soruyor: Ya Resulallah bir Müslüman cimri olabilir mi? Bir ihtimal demiş. Korkak olabilir mi? Muhtemeldir demiş. Yalan söyleyebilir mi? Hayır asla yalan söyleyemez demiş. Hatta bir rivayete göre şu şu günahları işleyebilir mi? demiş sahabe. Peygamber: Günahkar olabilir tövbe, istiğfar eder ama asla yalan söyleyemez demiş.

Kaya: Peygambersiz bir İslam düşünülebilir mi?

Yüksel:Haşa! Bin kere haşa! Peygamberimiz (asm) buyuruyor: “Ahir zamana doğru şu hadis değil, bu hadis değil, ben hadise inanmam, Kur’an bana yeter diyenler olacak. Bu tür insanlar dalalettedir, bunlardan uzak durunuz” demiş. Kanaatimce bu tür insanlarla tartışmak bile caiz değildir.

Bir hatırayı paylaşmak isterim; Bir gün camide herhangi bir mezhebe uymayacak tarzda namaz kılan bir genci gördüm.  Dedim ki senin namazın değişik geldi sen hangi mezheptensin. Dedi ki ben mezhebe uymuyorum. Kendisine dedim ki parmağında altın yüzük var, peygamber men etmiş. Genç dedi ki ben hadise inanmam Kur’an’dan  delil getir. Ben de dedim ki Allah u Teala buyuruyor ki peygamberim size neyi emretse uyun neyi men etse uzak durun, Başka bir ayette diyor ki: Allah ve Resulu bir konuda karar vermişse mü’min olan bir kadın ve erkek için ona aykırı hareket etmeye hakkı yoktur. Yine başka bir ayette buyuruyor ki: O’(asm) kendi heva ve hevesine göre konuşmaz ancak vahy edileni dile getirir. Bu ayetler peygambere uymak için yetmiyor mu?

Ben dedim ki: Peki eşek eti, köpek eti, kedi eti haram olduğuna dair ayet Kur’an’da yoktur. O zaman onu da ye. Genç biraz düşündü ama teslim olmadı. Gidip ona bu konuda yol gösterene sormuş. İkna edici bir cevap almayınca hemen onlardan uzaklaşmış. Geldi bir çayını içti, bana dua etti. Dedi ki; Allah’a şükrediyorum ki burada namaz kıldım. Siz beni uyardınız ben onlardan uzaklaştım. Nerdeyse adamlar Kur’an’da yoktur diye köpek eti bize yedireceklerdi.

Kaya: Aile kavramı konusunda bize neler söylemek istersiniz?

Yüksel: Bir aile dindar olursa, İslami değerlere bağlıysa güçlü olur, kolay kolay yıkılmaz. Peygamberimiz; Hepiniz çobansınız sürünüzden mesulsünüz buyuruyor,  bir aileden aile babası, bir köyden muhtar, bir ilçeden kaymakam, bir ilden vali sorumludur. Ne hikmetse bir ilde iki vali, bir ilçede iki kaymakam, bir köyde iki muhtar yokken, bir ailede eşitlik kavramı yüzünde iki yönetici var. Dolayısıyla sık sık tartışma yaşanıyor. Bu haldense keşke bir yasa çıkararak evin reisi kadındır denilseydi. İnanıyorum daha iyi olacaktı. Malum İslami anlayışta evin reisi erkek kabul edilmiştir. Mevcut kanunlarımız İslama uymadığı için eşitlik kavramıyla bu şekilde aileyi huzursuz hale getirmiştir. Halbuki Yüce Allah “Eğer kainatta başka bir ilah olsaydı, bu düzen bozulurdu” buyuruyor.

Diyebilirim ki yüz yıllar boyu Osmanlı yönetiminde son birkaç yılda öldürülen kadın kadar cinayet işlenmemiştir. Geçende cemaatten biri odama geldi. Dedi “hocam çocuklarım namaz kılmıyor. Kızım açık saçık dışarı çıkıyor diye biraz onlarla tartıştım. Eşim polisi aradı, kocam bizi rahatsız ediyor diye.” Beni aldılar hakimin önüne çıktım. Bana üç ay evden uzaklaştırma cezası verildi. Akrabalarımda, orda burada yatıyorum. Uygunsa birkaç akşamda imam odasında yatmak istiyorum. Ben dedim ki eve gitsen ne olur. Dedi eşim bir daha şikayetçi olursa uzaklaştırmam 6 aya çıkar.

Şimdi yetkililere soruyorum: bu mevcut yasa ile aileye huzur mu getiriyorsunuz,  yoksa aileyi parçalıyor musunuz. Bu çarpık yasaların düzeltilmesi lazım. Meclisin başta gelen görevlerinden biri bu değil mi?

Kaya: Fasık kavramını biraz açar mısınız muhterem hocam?

Yüksel: Fasık, fısku fücur işleyen, günaha giren, Allah’ı unutup nefsine göre hareket eden kişidir. Yüce Allah buyuruyor ki “bazıları Allah’ı unutmuşlar, Allah da oları unutmuş, bunlar fasıktırlar bunlar gibi olmayın.” Demek ki Allah’ı unutarak keyfi yaşamak kişinin fasık olmasına sebep oluyor. Şafii, Hanifi, Maliki mezhebine göre namaz kılmayan fasıktır. Hanbeli mezhebine göre kafirdir.

Fasık olan bir kişinin rütbesi makamı, diğer meziyetleri ve olursa olsun herhangi bir konuda şahitliği kabul olmaz. O kişi İslam hukuku nazarında adam sayılmaz. Hatta bir kadı bir konuda şahitlik yapa padişaha “seni şahit kabul edemem, namazlarını cemaatle kılmıyor, dairede tek başına kılıyorsun. Padişah hiç itiraz etmeden kadıya hak verir ve hemen binasında uygun bir odayı mescit yapar, bir imam tahsis eder. Namazları ondan sonra cemaatle kılar.

Kaya: Cuma gününün ehemmiyeti hakkında neler söylemek istersiniz?

Yüksel: Cuma günü mü’minlerin bayramıdır. O gün yapılan ibadet ve dualar daha makbuldür. Cuma günü ya da gecesi ölen bir mü’min kabir azabını görmez. Kabir azabını çekenler dahi Cuma günü azap üzerlerinde kalkar. Cuma günü Cuma hutbesini dinlemek, Cuma vaazını dinlemek çok faziletlidir. Hatta peygamberimiz, bin rekat nafile namazı kılmaktan, Kur’an-ı okumaktan dahi daha hayırlı olduğunu söylüyor. Cuma namazını iki rekat olması sanki Cuma hutbesini ehemmiyetine işaret ediyor. Yüce Allah  dört rekatlık ibadeti iki rekata indirmiş gerisini siz düşünün.

İsterseniz sohbetimizi dua ile bitirelim. Yüce Allah bizi Kur’anın izinden , Resullahın yolundan ayırmasın. Hakkı hak bilip hakka tabi olanlardan eylesin. Bu anlattıklarımızı hem bize, hem okuyucu kardeşlerimize anlaşılmayı nasip eylesin. Kıyamet günü bizi Resulullahın şefaatine, ilmiyle amel eden alimlerin şefaatine, İ’layı kelimetullah uğruna şehid düşen şehidlerin şefaatine nail eylesin. Son nefesimizde kelime-i şehadeti getirmeyi bize nasip ve müyesser eylesin.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık