ÖZEL HABERLER:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
17 Aralık Sabahı Aslında Ne Oldu?
  17 Aralık sabahı Türkiye'de adı yolsuzluk operasyonu olan bir dizi gözaltılar gerçekleşti. Bu gözaltılar arasında 3 bakanın oğlu, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ile işadamları da vardı. 
 
    
Bu operasyondan Emniyet Müdürü, Vali, İçişleri Bakanı ve Başsavcının haberi olmadığı ortaya çıktı.

-         Aslında görünen yüzüyle operasyon bir başsavcı koordinesinde, üstlerine bilgi vermeyen savcılar ve emniyet müdürleri ile polis tarafından yapılmıştı.

-         Ayrıca birbiriyle ilişkili olmayan 3 ayrı soruşturmanın operasyonu ve gözaltılar aynı gün yapılarak aralarında ilişki olduğu algısı oluşturuldu.

-         Operasyonda işadamı olmanın yanında lüks düşkünlüğü, arabaları, ilişkileri ile magazin basının önemli bir figürü olan Ali Ağaoğlu gözaltına alındı. Toplumu, özellikle muhafazakar ve dindar kesimi rahatsız eden bu şahıs, operasyonu kamuoyu gözünde meşrulaştırmak için kullanıldı.

-         Operasyondan bir gece önce ise Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Metehan Demir görevden alınarak yerine muhalif söylemleri ve son dönemde cemaate yaklaşan Radikal Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek getirildi.

-         Operasyon sabahı herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken başta Hürriyet Gazetesi olmak üzere bazı gazete, televizyon ve internet sitelerinde operasyonun gerekçesi kısa sürede yer aldı ve aynı bilgilerden oluştu. Bu da operasyonla ilgili gizli bir elin bu bilgileri aynı şekilde sızdırdığının en önemli kanıtı idi. Hatta bazı genel yayın yönetmenleri ve yazarlar ile görüşmeler yapılarak hükümeti itibarsızlaştırma amaçlı operasyonun bir yolsuzluk operasyonu olarak lanse edilmesi için ikna edildiği iddiası çok güçlü bir şekilde dillendirilmekte.

-         Operasyonda 94 kişi gözaltına alındı. Polis ifadesi, savcılık sorgulaması ve mahkeme sürecinde 70 kişi serbest bırakılırken 24 kişi tutuklandı, bu savcılar için büyük bir başarısızlıktır. Çünkü tutuklanma oranı yüzde 25 seviyesindedir ve hiçbir kurum yüzde 25’lik gerçekleşmeyi başarı olarak görmez. Özel sektörde olsa bu kişiler işinden olurdu.

-         Operasyon sırasında servis edilen fotoğraflarda yer alan para sayma makinesinin polislere ait olduğu ortaya çıktı. Ancak bu fotoğraf servis edilerek farklı bir algı oluşturulmaya çalışıldı.

Bunların ardından yapılanların amacıyla ilgili  tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

1- Hükümetin en güçlü unsuru Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Operasyonda Başbakan Erdoğan’a yönelik bir itibarsızlaştırma hedeflendi ancak başarılı olunamadı. Başbakan Erdoğan’ın oğlu üzerinden gidilmek istenen noktaya ulaşılamadı.

2- AK Parti iktidarlarının en önemli özelliği hizmet odaklı olmasıdır. 11 yıllık iktidar süresince milletin hayatını kolaylaştıran pek çok adım atılmıştır. Bunun sonucu olarak AK Parti her seçimden daha da güçlenerek çıkmış ve oy oranını artırarak yüzde 50’le ulaştırmıştır.  

Hizmet odaklı icraatlar arasında

1-       Sağlıkta Dönüşüm Projesi vardır. SSK hastaneleri ile devlet hastaneleri tek çatı altında toplandı. Böylece işçi ve memur arasındaki ayrım da kalkmış oldu. Sağlıkta Dönüşüm Projesi hayata geçmeden önce SSK hastaneleri yüzde 120, devlet hastaneleri ise yüzde 80 dolulukla hizmet veriyordu. Bu durum özellikle dar gelirli kesim tarafından ciddi tepkiyle karşılanıyordu. Bu dönüşümün ardından sağlık hizmetlerindeki iyileşme her seçimde AK Parti’nin oyunu artırarak tek başına iktidar olmasında önemli bir etken oldu.

Adına yolsuzluk denilen operasyonun işaret fişeği aslında bu alanda yakıldı. Operasyondan birkaç hafta önce basında Sağlık Bakanlığı’nın acil sağlık hizmetleri için kurulacak istasyonlarla ilgili dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın kayınpederi ve Başbakan Erdoğan’ın siyasi danışmanı milletvekili Yalçın Akdoğan’ın akrabasının piyasadan para topladıkları ve insanları dolandırdıkları iddiaları gündeme geldi. Bu operasyonla Sağlık alanındaki hizmetler için vatandaşın olumlu algısı kırılmak istendi.

2-       17 Aralık sürecinde şehirleşme, imar çalışmaları, toplu konut konularında yolsuzluk olduğu izlenimi verildi. Böylece Hükümetin en önemli projesi olan, orta ve dar gelirlinin ev sahibi olmasını sağlayan TOKİ’nin çalışmaları zan altında bırakılmak istendi. Toplu konut çalışmaları milletin en fazla teveccüh gösterdiği hizmetlerden biridir ve hükümete olan desteğin en önemli gerekçelerinden biridir.

3-       17 Aralık sürecinin bir başka hedefi ise ekonomi oldu. Ekonomideki başarı, özellikle krizden çıkış AK Parti iktidarının desteğinde önemli bir etkiye sahipti. Dış ticaretin ve ihracatın artması küresel ekonomik krizde Türkiye’nin dünyadan pozitif yönde ayrışmasının en önemli dinamiklerindendi. 2002’de 36 milyar dolar olan ihracat 160 milyar dolara yaklaştı. İhracatın artması cari açığın azalmasının da en önemli ayağını oluşturuyor. Böyle bir ortamda özellikle ilgili bakanın yanında Türkiye’nin dış ticaretinde kilit noktada bulunan Halkbank, genel müdürü üzerinden vurulmuştur. İran’la ticaretin yanında Irak ve Kuzey Irak petrolünün Türkiye üzerinden yapılacak ihracatında gelirinin Halk Bankası’nda tutulmasının gündemde olduğu göz ardı edilmemelidir.

4-       Operasyonun diğer en önemli ayağı ise ulaştırma alanında gerçekleştirilen hizmetlerdir. AK Parti sözcülerinin ve özellikle Başbakan Erdoğan’ın her konuşmasında dile getirdiği hızlı tren ve karayollarındaki başarılar, havayolundaki gelişmeler, bilgi teknolojileri alanındaki iyileşmeler…Bu gün İzmir’de yaşananlar, ayrıca  17 Aralık haftasında TCDD genel müdürü hakkında çıkarılan ama kamuoyuna yeterince yansıtılamayan dedikodular gösteriyor ki, 17 Aralık operasyonu devam ediyor.

17 Aralıktan bir hafta sonra ikinci dalga operasyon girişimi, savcıların taleplerinin, polis ve jandarma tarafından hukuki gerekçelerle yerine getirilmemesi Türkiye üzerinde planları olanların AK Parti’ye vurmak istedikleri darbeyi kısmen de olsa önlemiş, oyunu bozmuştur. Daha sonra dosyada yer alan iddiaların basına yansıması ise hukuksuzluğu göstermesi açısından önemlidir.

          İkinci operasyonda hızlı treni Türkiye ile tanıştıran ve büyük takdir toplayan demiryollarındaki dönüşümü sağlayan Ulaştırma,              Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile demiryolu ekibi hedef alındı. Böylece hizmetler toplumun çok hassas olduğu yolsuzluklar ile itibarsızlaştırılmak istendi. Karayolundaki çağ atlatan çalışmalar, YİD modeli ile gerçekleştirilen dev projeler yolsuzluk iddiası ile karartılmak istendi. Bu projelerde yer alan işadamlarının sorgulanması hedeflenerek, projeler akamete uğratılıp, itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Köprü, Körfez Geçişi ve İstanbul-İzmir Otoyolu ile 3. Havalimanı projeleri durdurulmak istendi. Bunda kısmen de başarılı olundu. Operasyon yapılamadı ancak bu işleri yapan-yapacak işadamlarının mal varlıklarına konulan tedbir kararının önümüzdeki günlerde bu projelerde sorunlar ortaya çıkarması muhtemeldir.

Sonuç olarak her zaman paylaştığımız gibi 28 Şubat sürecinde olduğu gibi artık kimse CHP’nin irtica geliyor, MHP’nin vatan elden gidiyor söylemini inandırıcı bulmuyor. Milletin hassasiyeti yolsuzluk iddialarıdır. Bu iddialar gerçek olmasa bile ciddi bir etkiye sahiptir. Yani bunun şuyuu vukuundan beterdir.

 11 yıldır CHP’nin ve MHP’nin yolsuzluk iddiaları toplum nazarında herhangi bir karşılık bulmadı. Hem geçmiş sicillerinin, yolsuzluk nedeniyle epeyce kabarık olması hem de siyasi bir taraf olmaları inandırıcılıklarını engelledi.

Şimdi ise olay farklıdır. Yargı kullanılarak toplumda böyle bir algı oluşturulmak istenmektedir. AK Parti itibarsızlaştırılarak toplum desteğinin kesilmesi hedeflenmektedir. Artık herkes biliyor ki, Türkiye’de toplum desteği olan bir iktidar askeri yöntemlerle bile devrilemez.  

AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak, Erdoğan’ sız bir Türkiye ve siyaset veya Erdoğan’ sız bir AK Parti hedefi olanlar çok daha organize bir şekilde saldırmaktadır. Hukuku kullanmakta ve meşru bir zemin oluşturma gayretindedirler. Basın yoluyla organizasyonlar yapmaktadırlar. Demokratik adımlarla bugüne kadar AB ve dünyada büyük bir itibar kazanan AK Parti’nin, yargıya baskı yaparak otoriter bir yapıya büründüğü, Başbakan Erdoğan’ın ise diktatörleştiği gibi iddialarla itibarsızlaşması ve zayıflaması hedeflenmektedir. Bu alanda sosyal medya aktif olarak kullanılmaktadır. Son dönemde face--twitter hesabı açan yüzbinlerce kişi ile tek elden çıkan Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan kalıpları kullanılarak kamuoyu oluşturmak istenmektedir. Böylece Türkiye’nin ve Başbakan Erdoğan’ın milletimiz ve tüm mazlum halklar gözündeki itibarı hedef alınmaktadır.

Ancak bu güçlerle mücadele daha öncekiler kadar kolay değildir. Çünkü karşıdaki güçler kayıt dışı çalışmakta; işin içinde olanlar, ifşa olanları ret ve inkar etmekte, ifşa olan kişiler de tabi oldukları yapıyı reddetmektedir.

Yani mücadele adeta bir gölge ile yapılmaktadır.

Allah hepimize kolaylık versin.

Saygılar sunarım.

Efe BÜYÜK

akfikir

Akfikir imzalı haberler kaynak gösterilse dahi aktif link verilmeden kullanılamaz

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Bedellide müjde haberi geldi
Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, bedelli askerlikte geri ödeme başvuruları için verilen...

Haberi Oku