Değerler...

  • Dolar 6.1672
  • Euro 7.2460
  • GR ALTIN 237.64
  • ÇEYREK 389.59

  • 04 Mayıs 2018, Cuma 17:26
FUATTÜRKER

FUAT TÜRKER

Münafık

Münafık

“Münafı

kların kendilerini ele veren alâmetleri vardır: Selamları lâ

nettir. Yemekleri gasp ve yağmadır.

Ganimetleri hile ile kazançtır. Mescitlere aralıklı yaklaşırlar. Camide kılınan namazın sonuna ancak

yetişebilirler. Kibirlidirler. Ne sevilirle

r ne de severler. Gece odun gibi sessiz, gündüz gürültücüdürler.”

(İmam Ahmed ve Bezzar/Cem’ul Fevaid, H No: 8110)

Münafık, mümin topluluğunun içinde bulunur ve birlikte iken de ayrıldıktan sonra da gizli ya da açıktan

onlara zarar vermeye çalışır.

Münaf

ık, müminlerin arasında

onların yaşam tarzına uyum sağlamış olmasından da anlaşıldığı

gibi,

onlarla birlikte Allah'ı anar, Kur’an ayetlerini okuyup öğrenir. Ancak tüm

bunl

ara rağmen, iman

dan

sonra inkâra sapa

r.

Bu,

onların iman etmeleri sonra inkâ

r etmel

eri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini

mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. (Münafıkun Suresi, 3)

Allah'ın varlığını ve bir

liğini kabul eden, iman eden, Kur’an'a itaat eden

bir insan

nasıl

'bir anda' Allah'a

isyan edip sapar?

Münaf

ıkl

arın kalpleri, imandan çok inkâra yatkındır. İmanî zafiyet içindeki bu kişileri yoldan saptırmak

elbette şeytanın işidir. Şeytan onları

kendi yoluna çekmek için çeşitli tuzaklar kurar.

Şeytanın tuzaklarına

karşı uyaran Kur’an’ı iyi bilen münafık, kendisine

belli oyunlarla yaklaşan şeytanın tuzağına aslında 'bile

bile' düşer. Çünkü;

Kalplerinde hastalık vardır. Allah da has

talıklarını artırmıştır...

(Bakara Suresi, 10)

Dolayısıyla müminlerin arasından ayrılan münafığın, “ben oradayken anlamadım, sonradan

ayd

ınlandım”

yalanının inandırıcılığı yoktu

r. Müminlerin arasında yaşarken

bir şeylerin yanlış gittiğini

düşünüyorsa önce bir şüphelenme süreci olmalı. Sonrasında

ise

bir araştırma süreci

. Ki y

ıllarını,

gençliğini vermiştir sonuçta. Sonra delil elde etmeli, k

esinleşt

irmeli. Müminlere

sormalı; "böyle bir

durum var benim aklıma yatmadı" demeli. Ya da hiçbir şey yapmadan yollarını ayırmak istediğini

söyleyip, medenî bir şekilde gitmeli. Zaten münafık zihnen bile gitmek istiyorsa, davaya artık faydası

olmayacağı i

çin gitmesi müminlerin lehinedir. B

u, b

ir asalaktan kurtulmaktır.

Münafığın

,

dediği gibi gerçekten

yıl

lar

sonra bi

r

şeylerin yanlış gittiğ

ini düşündüğü için gitmiş olsa

,

bir

karar verme süreci yaşaması gerekir. Oysa bu

zaman gerektiren süreç sanki b

ir

and

a

gerçekleşmiş gibi

tam

tersi

bir ifade değişikliği ile

münafık

aleyhte propagandaya

, yalanlara, iftiralara başlar

.

Meseleni

n aslı şu

dur: Münafık aslında müminler arasına

bir çıkar elde etmek için

gelir

. Bakar ki ortam

güze

l, insanlar güzel; orada ka

lır. Önceki hayatında yaptığı çirkinlikleri müminlerin yanında yapmaz,

yapamaz

.

Ama

yıllarla birlikte gençliği

nin de geçip gittiğini düşünür ve

artık

gitme vaktinin geldiğine

karar verir. “Zararın neresinden dönersem kâ

rdır

mantığıyla

, gizlice ne koparabi

lirse alır, ayrılır. Yaptığı

utanmazlık çevresi

tarafı

ndan yadırganacağı için bu defa da mağduru oynamaya başlar.

Bu

,

olayın görünen yönüdür. Ba

tında konu

ise

şu

dur; münafık görevi

gereği münafıklık yapar. Her insan

gibi o da kaderinde olanı yaşar. O mün

afıklığın azgınlığını yaşarken, m

üminlerin birbirine olan

tesanüd

ü artar. Allah

,

müminleri sevdiği ve onların Katındaki derecelerini ve cennetteki mevkîni

yükseltmek için münafığı saldırtır ve yine müminlerin elleriyle onu

rez

il ede

r. Görevi

bittiğinde

,

bu

dengesiz mahluğun

dünyadaki azap dolu hayatı, ahirette

değersiz bir çöp gibi atıldığı

cehennemin

en

izbe ve en ürkütücü yerlerin

de

devam eder.

Peygamberimiz

(asm)

döneminde de münafıklar yıllarca Kur’an’ın hak ve Pe

ygamberimiz

in doğru ve

haklı olduğunu tü

m güçleriyle anlatıyorlardı. Sonra bir anda

,

daha doğrusu artık çıkar elde

edemeyeceklerini anlayınca

tam tersini anlatmaya başladı

lar.

Allah, münafığ

ı

,

müminlerin içinde bul

unduğu

sürece istemes

e

de İslam’a hizmet ettiri

r. Yaptığ

ı hizmet

ise sonrasında

onun

için azap olu

r...

Oysa dünya hayatında;

İbadetlerini, canını, gençl

iğini, vaktini, uykunu, malını â

lemlerin Rabbi olan Allah'a vakfedecek

ti

.

(En’am,

162)

Sabah akşam Allah'ın rızasını isteyerek dua

edenlerle birlikte sabredecek

, dünya hayatının geçici

liğine

d

alıp onlardan uzaklaşm

ayacaktı

.

(Kehf, 28)

İ

yiliği emreden, kötülüğü yasaklayan, üzerindeki zincirleri kıran elçiye uyacak, ona destek olup

savunacak, yardım edecek ve onunla birli

kte indirilen nuru izleyecekti

.

(A’raf, 157)

Ve tüm bunları kalben

inanm

ış olarak samimiyetle yapacaktı

.

(Nisa, 124)

İşte o zaman artık kurtu

luşa erenlerden olmayı umabilird

i

. (Mülk, 67)

...

Acaba

münafıklar da Yusuf(as)’ın

kardeşleri

gibi hatalarını anlayacaklar mı?

Dediler ki;

"Allah adına, hayret, Allah seni gerçekte

n bize karşı tercih edip

-

seçmiştir ve biz de

gerçekten hataya düşenler idik

.

"

(Yusuf Suresi, 91)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık